Fısıltı:Bölüm 1 (Arşiv)

‘Tarih, ne sıkıcı ama’ sesli söylemiş olmalıydım ki tarih öğretmenim yanımda bitiverdi. Neymiş efendim sürekli dersinde uyuyormuşum ve bir de şikayet ediyormuşum. Kimin umrunda..

Ne yani ne yapayım Saltukluların, Haçlılarla ve Gürcülerle verdiği mücadeleyi ? Benim kendi içimde verdiğim mücadele bana yetiyordu zaten. Tarih hocasının sesini bastıran şey; tenefüs zili oldu. Her zaman uğradığım yer olan arşive gittim. Kullanılmadığı için yakalanma şansım düşüktü. Koşar adımlarla merdivenden indim. Yine de kimsenin beni görmediğinden emin olmak için etrafa göz attım. Her teneffüs bu arşive gelirdim. Sebebi okulda bi arkadaş çevremin olmamasıydı, okulda yalnız olmamdı. Bir sandalye çekerek kulaklığımı çıkardım ve Linkin Park-Numb şarkısını açtım çünkü bu tür yalnızlıklarımda bu şarkıyı dinlemek bana kendimi iyi hissettiriyordu. Geçen tenefüs arşivin rafına koymuş olduğum kitabı elime aldım. Komşum ve aynı zamanda en yakın arkadaşım olan Dünya’nın tavsiye etmiş olduğu kitabın kapağına göz gezdirirken kitabın konusu ilgimi çekmişti. Dünya’nın zevkine hep güvenmişimdir. Uzun zamandır da Dünya ile buluşmaya zamanımın olmadığını düşününce telefonun tuş kilidini açıp mesajlara girdim. “Okul çıkışı bize gelsene takılırız,” mesajı gönderdikten bir kaç dakika sonra “Çok iyi olur sana anlatmam gereken şeyler var,” diye yanıt geldi. Görüşürüz yazacaktım ki şarjımın azaldığını farkettim %1 ve telefon kapandı… Dünya’nın bana ne anlatacağını düşünürken ders zilinin çaldığını farkettim. Tam arşivin kapısına doğru yöneliyordum ki kapı sert bir şekilde kapandı. Neler olduğunu anlayamadan kapıya doğru koştum ve kapıyı kapatan kişiye kapıyı açmasını söyledim. Fakat dışarıdaki her kimse kapıyı açmamaya niyetliydi. *** Üç saattir bu ışık görmeyen arşivde kapalıydım. Şarjım da bitmişti. Bu eşek şakasını kim yapıyorsa buradan çıktığımda bedelini ona ödetecektim. Annem de meraktan deliye dönmüştür şimdi. Çıkış zili çoktan çalmıştı ama arşivin bulunduğu koridor kullanılmadığından sadece kat temizlikçileri gelirdi, çok nadir… Artık korkmaya başlamıştım kafa dinlemek için geldiğim yerde kafayı yemek üzereydim, burası korkunç olmaya başlamıştı ve buradan bir an önce gitmek için herşeyi yapardım. Çaresiz bir başıma bekliyordum ve bir yandan da Facebook’ta daha az takılıp daha az müzik dinleseydim şarjım olurdu ve buradan çıkmış olurdum diye yakınıyordum. Bunları düşünmeyerek korkularımdan uzaklaşmak istiyordum. Sandalyelerden ve sıralardan bir yerlere çarpa çarpa yatak yapmayı başarmıştım. En azından sürekli geldiğim için neyin nerde olduğunu biliyordum ve yatağı yaparken çok zorlanmamıştım. Tam uykuya dalacaktım ki kapı açıldı. Ama sevinsem mi üzülsem mi bilemiyordum ses çıkarmaya korkuyordum ama ses çıkarsam buradan kurtulacağımı da biliyordum. Derken sessizce kalkarak kapıya doğru yaklaşıyordum ki kimsenin olmadığını farkettim. Ama nasıl olur kapı açılmıştı, o korkunç gıcırdayan ses kapıdan başka nereden gelebilirdi ? Tam kapıya sırtımı dönecektim ki arşivde yalnız olmadığımı farkedince olduğum yerde donakaldım ve o an tek sorunumun tarih dersi olmasını isterdim.

Yazar : Ummuhan ÖZTÜRK

Fısıltı:Bölüm 1 (Arşiv)” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s